11 Temmuz 2016 Pazartesi

Evrendeki İşaretler

Evrendeki İşaretler

Tüm evrene mükemmel bir düzen hakimdir. Gök cisimlerinin büyüklükleri ve konumları, evrenin genişleme hızı, Dünya'nın galaksimizdeki özel konumu, Güneş ve Ay'ın düzeni, yerçekiminin varlığı ve bunlar gibi daha birçok etken Dünya'da canlı yaşamını olanaklı kılacak şekilde, kusursuz olarak yaratılmıştır.
Bu bölümde Kuran'da yer alan evrenle ilgili bazı ayetlere yer verilmekte ve Allah'ın yaratma sanatının örneklerinden bazıları gözler önüne serilmektedir.
Allah'ın Kuran'da, "Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında bulunan şeyleri batıl olarak yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır..." (Sad Suresi, 27) ayetiyle bildirdiği gibi, evren bir amaçla yaratılmıştır. insan da bu amaca göre davranmakla, herşeyin hakimi olan Rabbimiz’e kulluk etmekle yükümlüdür.
Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratndır.O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca “OL” der, o da hemen oluverir.(Bakara Suresi,117)
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı kılan Allah’adır. Sonra bile, inkar edenler, Rablerine( birtakım varlıkları ve güçleri) denk tutuyorlar.(Enam Suresi,1)
O, gökleri ve yeri hak olarak yaratandır.O’nun “ol” dediği gün (herşey) oluverir, O’nun sözü haktır. Sur’a üfürüldüğü gün mülk O’nundur. O, gaybı ve müşahede edilebileni bilendir.O hüküm ve hikmet sahibi olandır.(Enam Suresi, 73)
Resulleri dedi ki: “Allah hakkında mı şüphe ( ediyorsunuz)? O, gökleri ve yeri yaratandır; O sizi günahlarınızı bağışlamak için davet etmekte ve sizi adı konulmuş bir süreye kadar erteliyor” …(İbrahim Suresi,10)
Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri zeval bulurlar diye tutuyor. Andolsun, eğer zeval bulacak olurlarsa Kendisi’nden sonra artık kimse onları tutamaz. Doğrusu O, Halim’dir, bağışlayandır. (Fatır Suresi, 41)
Ey insanlar, siz Allah'a muhtaçlarsınız; Allah ise, Ğaniy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır, Hamid (övülmeye layık)tır. (Fatır Suresi, 15)
Şüphesiz Allah, O, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; şu halde O'na kulluk edin. Dosdoğru yol budur. (Zuhruf Suresi, 64)
... şüphesiz Allah, O, Hak olandır ve şüphesiz O'nun dışında taptıkları ise, batıldır...
(Lokman Suresi, 30)
Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyüktür. Ancak insanların çoğu bilmezler. (Mümin Suresi, 57)
İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'ndan başka İlah yoktur. Herşeyin Yaratıcısıdır, öyleyse O'na kulluk edin. O, herşeyin üstünde bir vekildir. (Enam Suresi, 102)
Andolsun onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye soracak olsan, elbette “Allah” diyecekler. De ki: “Gördünüz mü haber verin, Allah'tan başka taptıklarınız, eğer Allah bana bir zarar dileyecek olsa...
... O'nun zararını kaldırabilirler mi? Ya da bana bir rahmet vermeyi istese, O'nun rahmetini tutup-önleyebilecekler mi?” De ki: “Allah, bana yeter. Tevekkül edecek olanlar, O'na tevekkül etsinler.” (Zümer Suresi, 38)

Yeryüzündeki İşaretler

Yeryüzündeki İşaretler

Bir ayette Allah, "... herşeyi yarattığını, ona bir düzen verdiğini ve belli bir ölçüyle takdir ettiğini" bildirmektedir. (Furkan Suresi, 2) Yeryüzünde, bu kusursuz düzene ve ölçüye dair sayısız işaret vardır. Canlı-cansız tüm varlıklar ve sistemler bu olağanüstü düzeni açıkça göstermekte, mükemmel yapılarıyla tesadüfen oluşamayacaklarını ortaya koymaktadırlar.
Güneş ile Dünya arasındaki mesafe, atmosferdeki gazların ideal oranları, güneş ışığının özelliklerinin bitkilerin fotosentez yapmasına tam uygun olması, dağların yeryüzünü sabitleyici özellikleri, gece ile gündüzün oluşumu, suyun canlı yaşamına birebir uyumlu bir madde olması, hayvanların, meyvelerin, sebzelerin, bulutların, rüzgarın varlığı, hücrelerimizin muhteşem özellikleri, DNA'nın yapısı....
Tüm bunlar Allah'ın üstün sanatının yalnızca birkaç örneğidir ve bize Rabbimiz'in gücünün  sınırsızlığını göstermektedir.
Allah, gece ile gündüzü evirip çevirir. Gerçekten bunda basiret sahipleri için birer ibret vardır. (Nur Suresi, 44)
O, geceyi sizin için bir elbise, uykuyu bir dinlenme ve gündüzü de yayılıp-çalışma(zamanı) kılandır. (Furkan Suresi, 47)
Kararmaya ilk başladığı zaman, geceye andolsun, ve nefes almaya başladığı zaman, sabaha; (Tekvir Suresi, 17-18)
… Gündüzü, durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten, Güneş’e, Ay’a ve yıldızlara Kendi buyruğuyla baş eğdirendir….(Araf Suresi,54)
Geceyi, gündüzü , Güneş’i ve Ay’ı yaratan O’dur; her biri bir yörüngede yüzüp gidiyor.(Enbiya Suresi,33)
Sizin için yerde olanların tümünü yaratan O'dur. Sonra göğe yönelip (istiva edip) de onları yedi gök olarak düzenleyen O'dur. Ve O, herşeyi bilendir. (Bakara Suresi, 29)
Dikkatli olun; göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. O, üzerinde bulunduğunuz şeyi elbette bilir. Ve O'na döndürülecekleri gün, yaptıklarını kendilerine haber verecektir...
(Nur Suresi, 64)
Dağları görürsün de, donmuş sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler. Herşeyi 'sapasağlam ve yerli yerinde yapan' Allah'ın sanatı (yapısı)dır (bu). Şüphesiz O, işlediklerinizden haberdardır. (Neml Suresi, 88)
O, gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan ve sonra arşa istiva edendir. Rahman (olan Allah)dır. Bunu (bundan) haberi olana sor. (Furkan Suresi, 59)
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Şüphesiz Allah, Gani (hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan)dır, Hamid (hamd da yalnızca O'na ait)tir. (Lokman Suresi, 26)
Geceyi, gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı sizin emrinize verdi; yıldızlar da O'nun emriyle emre hazır kılınmıştır. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için ayetler vardır.
(Nahl Suresi, 12)
Yerde sizin için üretip-türettiği çeşitli renklerdekileri de. Şüphesiz bunda, öğüt alıp düşünen bir topluluk için ayetler vardır. (Nahl Suresi, 13)
Göklerde ve yerde bulunanlar O'nundur; hepsi O'na 'gönülden boyun eğmiş' bulunuyorlar. Yaratmayı başlatan, sonra onu  iade edecek olan O'dur; bu O'na göre pek kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce misal O'nundur. O, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. (Rum Suresi, 26-27)
(Onlar mı) Yoksa, gökleri ve yeri yaratan ve size gökten su indiren mi? Ki onunla (o suyla) gönül alıcı bahçeler bitirdik, sizin içinse bir ağacını bitirmek mümkün değildir. Allah ile beraber başka bir İlah mı? Hayır, onlar sapıklıkta devam eden bir kavimdir. (Neml Suresi, 60)
Allah; gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı günde yarattı, sonra arşa istiva etti. Sizin O'nun dışında bir yardımcınız ve şefaatçiniz yoktur. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz? (Secde Suresi, 4)
O inkar edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, Biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?
(Enbiya Suresi, 30)
Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, üstün ve güçlü olan, bağışlayandır. (Sad Suresi, 66)
Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. O, dilediğine rızkı genişletip-yayar ve kısar da. Çünkü O, herşeyi bilendir. (Şura Suresi, 12)
Size verilen herhangi bir şey, dünya hayatının metaıdır. Allah Katında olan ise, daha hayırlı ve daha süreklidir. (Bu da) iman edip Rablerine tevekkül edenler içindir. (Şura Suresi, 36)
Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların mülkü Kendisi'nin olan (Allah) ne yücedir. Kıyamet saatinin ilmi O'nun Katındadır ve O'na döndürüleceksiniz. (Zuhruf Suresi, 85)
... Ki O, yeri sizin için bir beşik kıldı ve doğru yolu bulursunuz diye onda size (birtakım) yollar var etti. (Zuhruf Suresi, 9-10)
Biz, orada hurmalıklardan ve üzüm-bağlarından bahçeler kıldık ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Onun ürünlerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yemeleri için. Yine de şükretmiyorlar mı?
(Yasin Suresi, 34-35)
O, gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır, bunu görmektesiniz. Arzda da, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı... (Lokman Suresi, 10)
Yeri de (nasıl) döşeyip- yaydık? Onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda 'göz alıcı ve iç açıcı' her çiftten (nice bitkiler) bitirdik. (Kaf Suresi, 7)
Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah çok) yücedir. (Yasin Suresi, 36)
... Hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve alemlerin Rabbi Allah'ındır. Göklerde ve yerde büyüklük O'nundur... (Casiye Suresi, 36-37)
Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa istiva eden O'dur. Yere gireni, ondan çıkanı...
... gökten ineni ve ona çıkanı bilir. Her nerede iseniz, O sizinle beraberdir... (Hadid Suresi, 4)
... Size (ürün yüklü) bağlar-bahçeler versin, ırmaklar da versin. (Nuh Suresi, 12)
(Allah) Gökten bir su indirdi de dereler kendi miktarınca çağlayıp aktı... (Rad Suresi, 17)
Yeri de ‘coşkun kaynaklar' halinde fışkırttık... (Kamer Suresi, 12)
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır ve (bütün) işler Allah'a döndürülür. (Al-i İmran Suresi, 109)
O'dur ki, onlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indirir ve rahmetini serip-yayar...
(Şura Suresi, 28)
Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur. Şüphesiz Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır, övülmeye layık olandır. (Hac Suresi, 64)
Allah'ın boyası... Allah(ın boyasın)dan daha güzel boyası olan kimdir? Biz (yalnızca) O'na kulluk edenleriz. (Bakara Suresi, 138)
Yeryüzünde, onları sarsmasın diye, sabit dağlar yarattık ve doğru gidebilsinler diye geniş yollar açtık.(Enbiya Suresi, 31)
... yeryüzünü bir karar yeri kılan, onun arasında ırmaklar var eden ve ona (yeryüzü için) sarsılmaz dağlar yaratan... (Neml Suresi, 61)
Gökte burçlar kılan, onların içinde bir aydınlık ve nurlu bir Ay var eden (Allah) ne yücedir. (Furkan Suresi, 61)
O, gece ile gündüzü birbiri ardınca kılandır; öğüt alıp-düşünmek isteyenler ya da şükretmek isteyenler için. (Furkan Suresi, 62)
Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.
(Bakara Suresi, 164)
Ki O, belli bir miktar ile gökten su indirdi de, onunla ölü bir memleketi ‘dirilttik yaydık’... (Zuhruf Suresi, 11)
Göklerde İlah ve yerde İlah O'dur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir. (Zuhruf Suresi, 84)
Rahmetinin önünde rüzgarları bir müjde olarak gönderen O'dur. Bunlar ağırca bulutları kaldırıp yüklendiğinde, onları (kuraklıktan) ölmüş bir şehre sürükleyiveririz ve bununla oraya su indiririz de böylelikle bütün ürünlerden çıkarırız. İşte Biz, ölüleri de böyle diriltip-çıkarırız. Ki ibret alasınız. (Araf Suresi, 57)
Allah sizi yarattı, sonra sizi öldürüyor, sizden kimi de, bildikten sonra bir şey bilmesin diye, ömrün en aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevrilir.Şüphesiz, Allah bilendir, herşeye güç  yetirendir. (Nahl Suresi, 70)
Ki O, yarattığı herşeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır. (Secde Suresi, 7)
O Allah ki,yaratandır,kusursuzca var edendir, 'Şekil ve suret' verendir... (Haşr Suresi, 24)
Allah, sizi bir za'ftan yarattı, sonra (bu) za'fın ardından bir kuvvet kıldı sonra bu kuvvetin ardından da bir za'f ve yaşlılık verdi... (Rum Suresi, 54)
Kim Rabbinin makamından korkar ve nefsi heva (istek ve tutkular) dan sakındırırsa artık şüphesiz cennet, (onun için) bir barınma yeridir. (Naziat Suresi, 40-41)
Hiç  şüphesiz Allah, iman edenleri ve salih amellerde bulunanları altından ırmaklar akan cennetlere sokar... (Hac Suresi, 23)
Ancak Rablerinden korkup-sakınanlar ise; onlara yüksek köşkler vardır, onların üstünde de yüksek köşkler bina edilmiştir... (Zümer Suresi, 20)
Dilediği takdirde, sana bundan daha hayırlısı olarak altından ırmaklar akan cennetler veren ve senin için köşkler kılan (Allah) ne yücedir. (Furkan Suresi, 10)
Orada tahtlar üzerinde yaslanıp-dayanmışlardır. Orada ne (yakıcı) bir güneş ve ne de dondurucu bir soğuk görürler. (İnsan Suresi, 13)
Her nereye baksan, bir nimet ve büyük bir mülk görürsün. (İnsan Suresi, 20)
... onlar için, kendisinde sürekli bir nimet bulunan cennetleri müjdeler. (Tevbe Suresi, 21)
... onları, içinde ebedi kalıcılar olarak, altından ırmaklar akan cennetin yüksek köşklerine muhakkak yerleştireceğiz... (Ankebut Suresi, 58)
Böylece iman edip salih amellerde bulunanlar; artık onlar ‘bir cennet bahçesinde' ‘sevinç içinde ağırlanırlar'. (Rum Suresi, 15)
De ki: "Bu mu daha hayırlı, yoksa takva sahiplerine va'dedilen ebedi cennet mi? Ki onlar için bir mükafat ve son duraktır." (Furkan Suresi, 15)
"İçinde ebedi kalıcılar olarak, orada her istedikleri onlarındır; bu, Rabbinin üzerine aldığı, istenen bir vaaddir." (Furkan Suresi, 16)
Onların etrafında altın tepsiler ve testilerle dolaşılır; orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet (zevk) aldığı herşey var... (Zuhruf Suresi, 71)
Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Allah, herşeye güç yetirendir. (Al-i İmran Suresi, 189)
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter. (Nisa Suresi, 132)

Canlılardaki İşaretler

Canlılardaki İşaretler

Canlılar Allah'ın yaratma sanatının eşşiz örnekleri ile doludur. Kuşlardan sürüngenlere, balinalardan böceklere kadar büyük küçük birçok canlı, insanları hayrete düşüren üstün özelliklere sahiptirler. Bu özellikler karşısında (örümceğin çelikten daha sağlam bir ip üretmesi, arıların petek inşa edip bal üretmeleri, kuşların yön bulma yetenekleri gibi) kendini akıllı, bilgili, şuurlu gören insanoğlu bile aciz kalır, hatta bunların benzerini taklit etmeye dahi çoğu zaman güç yetiremez.
Bu gerçeklere rağmen bazı insanlar canlılardaki yaratılış harikalarını inkar etmeye kalkarlar. Kendilerini ve içinde yaşadıkları evreni yaratan Allah'ın apaçık olan varlığını kabul etmemek için mantık bozuklukları sergilerler. Ancak çabaları boşunadır. Rabbimiz Kuran'da şu şekilde buyurmuştur:
... Sonunda onlar, istemedikleri halde hak geldi ve Allah'ın emri ortaya çıkıp-üstünlük sağladı. (Tevbe Suresi, 48)
Onlara binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkepleri (yarattı)... (Nahl Suresi, 8)
Hayvanlardan yük taşıyan ve (yünlerinden, tüylerinden) döşek yapılanları da...
(Enam Suresi, 142)
İri cüsseli develeri size Allah'ın işaretlerinden kıldık... (Hac Suresi, 36)
Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratıldı? (Gaşiye Suresi, 17)
Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp-bitirmeye güç...
... yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek nankördür. (İbrahim Suresi, 34)
Gerçekten hayvanlarda da sizin için bir ders (ibret) vardır; karınlarının içinde olanlardan size içirmekteyiz ve onlarda sizin için daha birçok yararlar var. Sizler onlardan yemektesiniz.
(Müminun Suresi, 21)
Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır, size onların karınlarındaki fers (yarı sindirilmiş gıdalar) ile kan arasından, içenlerin boğazından kolaylıkla kayan dupduru bir süt içirmekteyiz.
(Nahl Suresi, 66)
Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın. Onun karar ( yerleşik) yerini de ve geçici bulunduğu yeri de bilir. (Bunların) Tümü apaçık bir kitapta (yazılı)dır.(Hud Suresi,6)
Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır... (Nahl Suresi, 68-69)
Görmedin mi ki, göklerde ve yerde olanlar ve dizi dizi uçan kuşlar, gerçekten Allah'ı tesbih etmektedir. Her biri, kendi duasını ve tesbihini şüphesiz bilmiştir... (Nur Suresi, 41)
Sizin için gökten su indiren O'dur; içecek ondan, ağaç ondandır (ki) hayvanlarınızı onda otlatmaktasınız. (Nahl Suresi, 10)
Görmüyorlar mı; Biz, suyu çorak toprağa sürüyoruz da onunla ekin bitiriyoruz; ondan hayvanları, kendileri yemektedir... (Secde Suresi, 27)
Göklerin ve yerin yaratılması ile onlarda her canlıdan türetip-yayması O'nun ayetlerindendir. Ve O, dileyeceği zaman onların hepsini toplamaya güç yetirendir. (Şura Suresi, 29)
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur, itaat-kulluk da sürekli olarak O'nundur. Böyleyken Allah'tan başkasından mı korkup-sakınıyorsunuz? (Nahl Suresi, 52)
Denizi de sizin emrinize veren O'dur, ondan taze et yemektesiniz ve giyiminizde ondan süs-eşyaları çıkarmaktasınız... (Nahl Suresi, 14)
Deniz avı ve onu yemek size ve (yeryüzünde) dolaşanlara bir yarar olarak helal kılındı... (Maide Suresi, 96)
Ey iman edenler, Allah'ın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın... (Maide Suresi, 87)
Ellerimizin yaptıklarından kendileri için nice hayvanları yarattığımızı görmüyorlar mı? Böylece bunlara malik oluyorlar. Biz onlara kendileri için boyun eğdirdik. İşte bir kısmı binekleridir, bir kısmını(n da etini) yiyorlar. Onlarda kendileri için daha nice yararlar ve içecekler vardır. Yine de şükretmeyecekler mi? (Yasin Suresi, 71-73)
Allah’ın dışında başka veliler edinenlerin örneği, kendine ev edinen örümcek örneğine benzer. Gerçek şu ki, evlerin en dayanıksız olanı örümcek evidir; bir bilselerdi.
(Ankebut Suresi, 41)
Şüphesiz Allah, bir sivrisineği de, ondan üstün olanı da, örnek vermekten çekinmez. Böylece iman edenler, kuşkusuz bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler...
(Bakara Suresi, 26)
Boyları birbiriyle yarışan ve içiçe girmiş ağaçlı bahçeler. Meyveler ve otlaklıklar,..
Size ve hayvanlarınıza bir yarar (meta) olmak üzere. (Abese Suresi, 30-32)
Şüphesiz, müminler için göklerde ve yerde ayetler vardır. Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır. (Casiye Suresi, 3-4)
Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı ve size eşlerinizden çocuklar ve torunlar yarattı ve sizi güzel şeylerden rızıklandırdı... (Nahl Suresi, 72)
Bildiğiniz şeylerle size yardım edenden korkup-sakının. Size hayvanlar, çocuklar (vererek) yardım etti. Bahçeler ve pınarlar da. (Şuara Suresi, 132-134)
Andolsun, sizi yeryüzünde yerleşik kıldık ve orda size geçimlikler yarattık. Ne az şükrediyorsunuz? (Araf Suresi, 10)
Ve orda sizler için ve kendisine rızık vericiler olmadığınız kimseler (varlıklar ve canlılar) için geçimlikler kıldık. (Hicr Suresi, 20)
Herşeyin melekutu (hükümranlık ve mülkü) elinde bulunan (Allah) ne yücedir. Siz O'na döndürüleceksiniz. (Yasin Suresi, 83)
Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilendir. Gerçek şu ki O, sinelerin özünde (saklı) olanı bilir.(Fatır Suresi, 38)
Şimdi ekmekte olduğunuz (tohum)u gördünüz mü? Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz? Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık...(Vakıa Suresi, 63-65)
Görmedin mi, Allah, gökten su indirdi, böylece yeryüzü yemyeşil donatıldı. Şüphesiz Allah, lütfedicidir, herşeyden haberdardır. (Hac Suresi, 63)
Bilin ki gerçekten Allah, ölümünden sonra yeryüzüne hayat verir. Şüphesiz Biz umulur ki aklınızı kullanırsınız diye size ayetleri açıkladık. (Hadid Suresi, 17)
Görmüyor musun; gerçekten Allah, gökyüzünden su indirdi de onu yerin içindeki kaynaklara yürütüp-geçirdi. Sonra onunla çeşitli renklerde ekinler çıkarıyor. Sonra kurumaya başlar böylece onu sararmış görürsün. Sonra da onu kurumuş kırıntılar kılıyor. Şüphesiz bunda, temiz akıl sahipleri için gerçekten öğüt alınacak bir ders (zikr) vardır. (Zümer Suresi, 21)
Gaybın anahtarları O'nun Katındadır, O'ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır. (Enam Suresi, 59)

Yeryüzündeki Nimetler

Yeryüzündeki Nimetler

Oksijen, su, yiyecekler, güneş ışığı, gündüz ve gece.. Bunlar bedeninizin ihtiyaçlarıdır, bunların yanısıra ruhunuzun zevk alacağı güzelliklere de ihtiyacınız vardır. Güzel bir manzara, güzel bir insan yüzü, estetik mekanlar...
Dünya bu gibi nimetlerle doludur, ancak bazı insanlar bunların farkında değildir. Kendi sıkıntıları içinde güzellikleri göremeyecek hale gelmişlerdir. Bu olumsuz ruh halinin nedeni, söz konusu kişilerin Allah'tan uzak yaşamaları, iman etmemiş olmalarıdır. Din ahlakı yaşanmadığında  sıkıntılı bir hayat yaşanması kaçınılmazdır.
Allah'ın razı olacağı umulan tavır ise, tüm dünya nimetlerinin Rabbimiz'in bir lütfu olarak bizlere ulaştığını kavramak ve O'na karşı sürekli şükredici bir ahlak içerisinde olmaktır. Bu güzel ahlakı yaşayan insan Rabbimiz'den gelen güzellikleri ve, nimetleri her an hissedecek ve nimetlerden gereği gibi zevk alacaktır.
... Ve hurma ağacının tomurcuğundan da yere sarkmış salkımlar, -birbirine benzeyen ve benzemeyen- üzümlerden, zeytinden ve nardan bahçeler (kılıyoruz.) Meyvesine, ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde bir bakıverin. Şüphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır.(Enam Suresi, 99)
Mallarını Allah yolunda infak edenlerin örneği yedi başak bitiren, her bir başakta yüz tane bulunan bir tek tanenin örneği gibidir. Allah, dilediğine kat kat arttırır. Allah (ihsanı) bol olandır, bilendir.(Bakara Suresi, 261)
... Gerçekten onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak bu ürünlerden her yedirildiğinde: "Bu daha önce de rızıklandığımızdır" derler. Bu, onlara, (dünyadakine) benzer olarak sunulmuştur...(Bakara Suresi, 25)
Yeryüzünde birbirine yakın komşu kıtalar vardır; üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar da vardır ki, bunlar aynı su ile sulanır; ama ürünlerinde bazısını bazısına üstün kılıyoruz. Şüphesiz, bunlarda aklını kullanan bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.(Rad Suresi, 4)
Güzel şehrin bitkisi, Rabbinin izniyle çıkar; kötü olandan ise kavruktan başkası çıkmaz. İşte Biz, şükreden bir topluluk için ayetleri böyle çeşitli biçimlerde açıklıyoruz. (Araf Suresi, 58)
Ve (daha çok) Tur-i Sina'da çıkan bir ağaç (türü de yarattık); o yağlı ve yiyenlere bir katık olarak bitmekte (ürün vermekte)dir.(Müminun Suresi, 20)
Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir topluluk için ayetler vardır. (Nahl Suresi, 11)
İncire ve zeytine andolsun. (Tin Suresi, 1)
Bitki ve ağaç (O'na) secde etmektedirler. (Rahman Suresi, 6)
Ey iman edenler size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin ve yalnızca O'na kulluk ediyorsanız, (yine yalnızca) Allah'a şükredin.(Bakara Suresi, 172)
Biz şüphesiz, suyu akıttıkça akıttık, sonra yeri yardıkça yardık; böylece onda taneler bitirdik, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalar.
(Abese Suresi, 25-29)
Görmüyor musunuz ki, şüphesiz Allah, göklerde ve yerde olanları emrinize amade kılmış, açık ve gizli sizin üzerinizdeki nimetlerini genişletip-tamamlamıştır... (Lokman Suresi, 20)
İçlerinde (her türden) meyve, eşsiz-hurma ve eşsiz-nar vardır. (Rahman Suresi, 68)
Biz, orada hurmalıklardan ve üzüm-bağlarından bahçeler kıldık... (Yasin Suresi, 34)
Ve gökten mübarek (bereket ve rahmet yüklü) su indirdik; böylece onunla bahçeler ve biçilecek taneler bitirdik.(Kaf Suresi,9)
Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri Bizim Katımızda olmasın; ancak onu belirlenmiş bir miktar olarak indiririz. (Hicr Suresi, 21)
Böylelikle, bununla size hurmalıklardan, üzümlüklerden bahçeler- bağlar geliştirdik içlerinde çok sayıda yemişler vardır; sizler onlardan yemektesiniz.  (Müminun Suresi, 19)
... Ürün verdiğinde ürününden yiyin ve hasad günü hakkını verin; israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez. (Enam Suresi, 141)
De ki: "Şüphesiz benim Rabbim rızkı dilediğine genişletir-yayar ve kısar da. Ancak insanların çoğu bilmiyorlar." (Sebe Suresi, 36)

Teknolojideki İşaretler

Teknolojideki İşaretler

İçinde yaşadığımız modern binalar, kullandığımız lüks arabalar, bilgisayarlar, televizyonlar ve bunlara benzer bütün teknolojik ürünler Allah’ın dilemesiyle yaratılmış  nimetlerdir.
Teknoloji, insanoğlunun, yeryüzünde bulunan elementleri belirli bir amaca göre şekillendirmesidir. Çevremizdeki teknolojik ürünleri incelersek; hepsinin, demir, bakır, çinko, alüminyum gibi metallerden veya petrolün bir yan ürünü olan plastikten oluştuklarını görürüz. Eğer bu maddeler, özellikle de metaller dünya üzerinde bulunmasaydı ve insanoğlunun bu maddeleri kullanma imkanı olmasaydı, teknolojiden söz etmek de mümkün olmayacaktı. 
Günlük yaşam içinde varlığına alıştığımız ve yaşamımızı kolaylaştıran tüm teknolojik ürünler Allah'ın dilemesiyle var olmuşlardır. Teknoloji de insanın üzerinde düşünmesi ve Allah'a şükretmesi gereken nimetlerdendir.
Ki O, bütün çiftleri yarattı ve sizing için gemilerden ve hayvanlardan bineceğiniz şeyleri var etti. (Zuhruf Suresi, 12)
Görmüyor musun ki, size ayetlerinden göstermesi için, gemiler Allah’ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir….(Lokman Suresi, 31)
... Gemilerin onda (suları) yara yara akıp gittiğini görüyorsun. (Bunlar) O'nun fazlından aramanız ve şükretmeniz içindir.(Nahl Suresi, 14)
Şüphesiz Biz, yeryüzü üzerindeki şeyleri ona bir süs kıldık; onların hangisinin daha güzel davranışta bulunduğunu deneyelim diye. Biz gerçekten (yeryüzü) üzerinde olanları kupkuru-çorak bir toprak yapabiliriz. (Kehf Suresi, 7-8)
Andolsun, Biz Ademoğlunu yücelttik; onları karada ve denizde (çeşitli araçlarla) taşıdık... (İsra Suresi, 70)
Görmedin mi, Allah, yerdekileri ve denizde onun emriyle akıp giden gemileri, sizin yararınıza verdi...(Hac Suresi, 65)

Felaketlerdeki İbretler

Felaketlerdeki İbretler

Depremler, volkan patlamaları, seller, hortumlar, fırtınalar, yangınlar... Her biri birbirlerinden farklı şiddet ve etkilere sahip felaketlerdir. Ortak yönleri ise kısa bir zaman içinde bir şehri, orada yaşayan pek çok insanı ve canlıyı yok edebilmeleri ve büyük hasarlara yol açabilmeleridir. Çoğu zaman bu zararları engellemek mümkün olmamaktadır.
Felaketlerin tümü, çok iyi bilinen ama çoğu insanın karşılaşmadıkları sürece akıllarına getirmek istemedikleri gerçeklerdir. Dünya üzerindeki yaşam öyle uygun dengeler üzerine ayarlanmıştır ki, felaketlerle çok sık karşılaşılmaz. İnsanlar da dahil olmak üzere tüm canlılar için adeta özel bir koruma mevcuttur. Ancak Allah, zaman zaman insanlara, yaşadıkları mekanın ne derece güvensiz olabileceğini de göstermektedir. Burada birkaç örneğine yer verilecek olan bu felaketlerdeki işaretler, insanın Allah karşısındaki acizliğini anlaması ve öğüt alması için birer düşünme nedenidir.
O sarsıntının sarsacağı gün. (Naziat Suresi, 6)
Yer, şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı. (Vakıa Suresi, 4)
Derken, onu vadilerine doğru yönelerek gelen bir bulut şeklinde gördükleri zaman, "Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur" dediler. Hayır, o, kendisi için acele ettiğiniz şeydir. Bir rüzgar; onda acı bir azap vardır. (Ahkaf Suresi, 24)
Rabbinin emriyle herşeyi yerle bir eder. Böylece meskenlerinden başka, hiçbir şey(leri) görünemez duruma düştüler. İşte Biz, suçlu-günahkar bir kavmi böyle cezalandırırız.(Ahkaf Suresi, 25)
Biz, o uğursuz (felaket yüklü ve) sürekli bir günde üzerlerine 'kulakları patlatan bir kasırga' gönderdik. İnsanları söküp atıyordu; sanki onlar, kökünden sökülüp-kopmuş hurma kütükleriymiş gibi. (Kamer Suresi, 19-20)
Bunlar, sana doğru haber (kıssa) olarak aktardığımız (geçmişteki)  nesillerin haberleridir. Onlardan kimi ayakta kalmış, (hala izleri var, kimi de) biçilmiş ekin (gibi yerlebir edilmiş, kalıntısı silinmiş)dir. (Hud Suresi, 100)
Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar kendi nefislerine zulmettiler. Böylece Rabbinin emri geldiği zaman, Allah'ı bırakıp da taptıkları ilahları, onlara hiçbir şey sağlayamadı, 'helak ve kayıplarını' artırmaktan başka bir işe yaramadı. (Hud Suresi, 101)
O size şimşeği korku ve umut olarak gösteren, ağırlaşmış bulutları ortaya çıkarandır. Gök gürültüsü O'nu hamd ile, melekler de O'na olan korkularından tesbih ederler...
... O, yıldırımları gönderip bununla dilediğine çarpar; onlar ise Allah hakkında çekişip-tartışırlar. O, gücü (ve cezası) pek çetin olandır. (Rad Suresi, 12-13)
Size denizde bir sıkıntı (tehlike) dokunduğu zaman, O'nun dışında taptıklarınız kaybolur-gider; fakat karaya (çıkarıp) sizi kurtarınca (yine) sırt çevirirsiniz. İnsan pek nankördür. (İsra Suresi, 67)
Kara tarafında sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden veya üzerinize taş yığınları yüklü bir kasırga göndermeyeceğinden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil bulamazsınız.
(İsra Suresi, 68)
Size denizde bir sıkıntı (tehlike) dokunduğu zaman, O'nun dışında taptıklarınız kaybolur-gider; fakat karaya (çıkarıp) sizi kurtarınca (yine) sırt çevirirsiniz. İnsan pek nankördür. (İsra Suresi, 67)
Kara tarafında sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden veya üzerinize taş yığınları yüklü bir kasırga göndermeyeceğinden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil bulamazsınız.
(İsra Suresi, 68)
Hayır, onlar şüphe içindedirler; oynayıp oyalanıyorlar. Öyleyse sen, göğün açıkça bir duman getireceği günü gözle; (Bu duman) insanları sarıp-kuşatıverir. İşte bu, acı bir azaptır. (Duhan Suresi, 9-11)
Denizler, tutuşturulduğu zaman, (Tekvir Suresi, 6)
Kabarıp, tutuşan denize, (Tur Suresi, 6)
Hayır; andolsun o, 'hutame'ye atılacaktır. "Hutame"nin ne olduğunu sana bildiren nedir? Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir. Ki o, yüreklerin üstüne tırmanıp çıkar. O, onların üzerine kilitlenecektir; (Hümeze Suresi, 4-8)
Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün; Dağlar da (etrafa uçuşmuş) rengarenk yün gibi olacak. (Böyle bir günde) Hiçbir yakın dost bir yakın dostu sormaz. (Mearic Suresi, 8-10)
Göğün bulutlarla parçalanacağı ve meleklerin bir indirilme ile indirileceği gün; işte o gün, gerçek mülk, Rahman (olan Allah)ındır. İnkar edenler için oldukça zorlu bir gündür. (Furkan Suresi, 25-26)
Biz, onlardan once nice insane nesillerini yıkıma uğrattık;Bahçelerin, pınarların içinde, ekinler ve yumuşak tomurcuklu göz alıcı hurmalıklar arasında? Dağlardan ustalıkla zevkli evler yontuyorsunuz... (Şuara Suresi, 147-149)
Biz, onlardan önce nice insan nesillerini yıkıma uğrattık; (şimdiyse) onlardan hiçbirini hissediyor veya onların fısıltılarını duyuyor musun? (Meryem Suresi, 98)
Firavun, kendi kavmi içinde bağırdı; dedi ki: “Ey kavmim Mısır’ın mülkü ve şu altımda akmakta olan nehirler benim değil mi? Yine de görmeyecek misiniz?"(Zuhruf Suresi, 51)
Kendilerinden önceki nesillerden nicelerini yıkıma uğratmamız,onları doğruya yöneltmedi mi? (Oysa bugün kendileri) onların kaldıkları yerlerde (tarihi kalıntıları üzerinde) gezinip duruyorlar. Şüphesiz bunda sağduyu sahipleri için ayetler vardır. (Taha Suresi, 128)
Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri kendilerinden evvel yıkıma uğratmış olmamız, hala onları doğru yola iletip yöneltmedi mi?... (Secde Suresi, 26)
İnkar edenlere gelince, onlar için de, cehennem ateşi vardır. Onlar için ne, karar verilir, ki böylece ölüversinler, ne de kendilerine onun azabından (bir şey) hafifletilir. İşte Biz, her nankör olanı böylece cezalandırırız.(Fatır Suresi,36)
Cehennem; onlar oraya girerler; ne kötü bir yataktır o. İşte bu; tatsınlar onu: Kaynar su ve irin. Ve onun şeklinden başka, çift çift (olan daha beter azaplar) vardır. (Sad Suresi, 56-58)
…..kendinizi ve yakınlarınızı ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır; üzerinde oldukça sert, güçlü melekler vardır. Allah kendilerine neyi emretmişse ona isyan etmezler ve emredildiklerini yerine getirirler. (Tahrim Suresi, 6)
... Sonunda oraya geldikleri zaman, kapıları açıldı ve onlara (cehennemin) bekçileri dedi ki: “Size Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bugünle karşılaşacağınızı (söyleyip) sizi uyaran elçiler gelmedi mi?” Onlar: “Evet.” dediler. Ancak azap kelimesi kafirlerin üzerine hak oldu.(Zümer Suresi, 71)